79. Cannes Film Festivali’nden İzlenimler: Direniş, Özgürlük ve Demokrasi Temaları

79. Cannes Film Festivali, bu yıl Doğu Avrupa sinemalarından güçlü yapımlarla dolup taştı. Cristian Mungiu, Andrey Zvyagintsev ve Laszlo Nemes gibi yönetmenler, festivalin en dikkat çekici eserlerine imza attılar. Öncelikle, Rumen yönetmen Cristian Mungiu’nun “Fiyort” adlı filmine değinelim. Bu film, Mungiu’ya ikinci kez Altın Palmiye kazandırma potansiyeline sahip.

“Fiyort”, gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış bir senaryoya sahip. Film, otorite ile özgürlük arasındaki çatışmayı, gelişmiş bir demokratik toplumda yarattığı çelişkilerle birlikte ele alıyor. Romanyalı mühendis bir baba ve Norveçli eşi, beş çocuğuyla birlikte Norveç’in fiyortlarında huzurlu bir yaşam sürmeyi amaçlıyor. Ancak kültürel ve dini farklılıklar, ailenin çocuk eğitiminde benimsediği sert kurallar nedeniyle bu uyum imkânsız hale geliyor. Aile, çocuklarına şiddet uyguladığı iddialarıyla mahkemelik oluyor ve çocuklar, soruşturma süresince başka ailelerin yanında koruma altına alınıyor.

Norveç’te çocuk hakları son derece önemlidir. Küçük bir fiziksel müdahale bile şiddet sayılmakta ve ebeveynler bu konuda oldukça sert bir şekilde denetlenmektedir. Rumen baba, uluslararası destek bulmak için Romanya ve ABD’deki aşırı tutucu gruplara yöneliyor. Mungiu, filmde tarafsızlığı koruyarak izleyiciyi kendi yargılarıyla baş başa bırakıyor. İzleyiciler, belki de filmden etkilendikleri için “sinemasal şiddete” maruz kaldıklarını düşünerek yönetmene dava açabilirler. Ancak, Mungiu’nun amacı, herkesin kendi dar görüşlülüğünün yansımasını görmesini sağlamak.

Film, çeşitli katmanları, zaman, coğrafya, siyaset ve toplumsal inançlarla derinleştirerek çoğu insanı rahatsız eden bir gerçeklikle yüzleştiriyor. “Fiyort”, ödül listelerinde yer bulsa da, tamamen tarafsız olduğu için en üst sıralara ulaşmakta zorlanabilir.

Laszlo Nemes ise, “Fiyort” ün bir başka önemli parçasını oluşturuyor. Macar yönetmen, “Saul’un Oğlu” (2015) ile büyük bir etki yaratmıştı. Bu kez 2. Dünya Savaşı’nın karanlık sayfalarına odaklanarak, Fransız Direniş Hareketi’nin lideri Jean Moulin’in, 1943 yılında Gestapo tarafından yakalanıp sorgulanmasını konu alıyor. Nemes’in kendine has narratif tarzı, kapalı mekanlarda dans eden kamerasıyla tarihi gerçekleri izleyiciye aktarıyor.